Denizcilik sektöründe güverte ya da makine sınıfı olması fark etmeksizin tüm gemi adamları gemide zorlu şartlar altında çalışır. İster yük ister yolcu gemisi olsun, gemideki faaliyetler riskli ve tehlikelidir. Bu bakımdan uygulamada gemide iş kazalarıyla sıkça karşılaşılır. Gemide yaşanan iş kazası neticesi gemi adamının maddi ve manevi zararlarının tazmininde İşveren sıfatının kime ait olduğu, işverenin gemi ile bağlantısı ve armatör sıfatı, ayrıca geminin bayrağı ile sicilinin araştırılması büyük önem arz eder. Elbette iş kazasına dayalı hukuki uyuşmazlıklarda gemi adamının imzaladığı iş sözleşmesinin (employment contract), varsa toplu sözleşme (CBA) ile ITF (DAD-DER) şartlarının incelenmesi de çok önemlidir.

Bilindiği gemi Türk vatandaşı birçok gemi adamı yabancı bayraklı gemilerde çalışmaktadır. Bu gemilerden bazıları Türk armatörler bazıları ise yabancı şirketler tarafından işletilmektedir. Türk hukukunda Türk bayraklı yük ya da yolcu gemilerinde çalışanlar, 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamındadır. Fakat geminin yabancı bayraklı olması halinde Deniz İş Kanununun uygulanması mümkün değildir. İşte bu gibi hallerde gemi adamı ile işveren arasındaki iş sözleşmesine uygulanacak olan hukukun tespiti gerekir. Bu hukuk, tarafların sözleşmede seçtikleri hukuk misal Türk hukuku, Malta hukuku; geminin bayrağının hukuku ya da işverenin iş merkezinin bulunduğu ülkenin hukuku şeklinde karşımıza çıkabilir.

Sonraki süreçte ilgili hukukun tazminat hesaplamaya dair düzenlemeleri kapsamında değerlendirmelerde bulunulması icap eder. Mesela Türk hukuku açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ya da 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri gemi adamının hizmetine ve geminin türüne göre uygulanabilir. Tazminat hesabında gemi adamının yaşı, son net ücreti ve düzenli ek gelirleri, varsa sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranı, aktif ve pasif çalışma süresi, uluslararası uygulamada kullanılan hesap tabloların vs birçok faktörün araştırılması gerekir. Ayrıca iş kazasının ağırlığına göre manevi tazminatın değerlendirilerek davalıdan talebi de mümkündür.

Bu konu hakkında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bir kararında; “Dosya içeriğinde yer alan taraflar arasındaki sözleşmelere göre davacının çalıştığı bir kısım geminin yabancı bayraklı olduğu, bir kısım geminin Türk Bayraklı olduğu anlaşılmaktadır. 854 sayılı Kanun yalnızca Türk Bayraklı gemilerde geçen çalışmalar için uygulanabileceğinden, davacının Türk Bayraklı gemilerde çalıştığı dönemler yönünden Deniz İş Kanunu hükümleri, yabancı bayraklı gemilerde geçen çalışmalar için Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır” şeklinde görüş bildirmiştir.

Gemi adamının iş kazası örnekleri arasında parmak, uzuv kopması, yüzde yaralanma, görme kaybı, kas-eklem yaralanmaları, düşmeler, elektrik çarpmaları vs verilebilir. Tüm bunlarda gemide gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı, kazanın gemi adamının iş tanımı-göreviyle ilgili olup olmadığı, gemi adamının kaza ile ilgili görevini ifa ederken hangi davranışları sergilediği gibi birçok faktörün araştırılması icap eder. Bu açıdan uyuşmazlıklarda armatörün, işverenin, kaptanın, gemi adamının kusurunun özellikle dava öncesi ya da dava sırasında bilirkişi tarafından değerlendirilmesi de önemlidir. Hatta Türkiye’nin tarafı olduğu MLC 2006 metninin ve denizcilikle ilgili ILO düzenlemelerinin de sorgulanması mühimdir.

Gemi adamının geçirdiği iş kazası neticesi Türkiye’de açılacak tazminat davasında iş mahkemeleri görevlidir. Geminin yabancı bayraklı olması ya da Deniz İş Kanununun uygulanmaması halinde de aynı durum geçerlidir. Ancak bu konuda gemi adamının imzaladığı sözleşmedeki tahkim ve yetkili mahkemelerinin de sorgulanması önemlidir. Böyle bir dava için arabuluculuğa başvuruya gerek olmayıp davanın gemi adamının ve ayrıca tarafı olduğu sözleşmeye göre farklı şehirlerde açılabilmesi olasıdır.

Mesela bir kararda yabancı bayraklı gemide çalışan gemi adamının bacağına çelik levhalar düşmüş ve bir bacak kopmuştur. Mahkemece, davacının yabancı bayraklı gemide çalıştığı, uyuşmazlığın Deniz İş Kanunu kapsamında kalmadığı, yabancı bayraklı gemilerde çalışan işçilerin hizmet akdinden kaynaklanan uyuşmazlıklara Borçlar Kanununun uygulanacağına işaret edilmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de kararı onamıştır.

Farklı bir mesele olarak gemi adamının maddi ve manevi tazminat taleplerinde geminin tutuklanması/arrest önemli bir hukuki imkandır. Bunun yanı sıra geminin P&I kulübü teminatının da uzman bir deniz hukukçusu tarafından araştırılması gerekir. Şöyle ki armatör iş kazası durumunda durumu P&I kulübüne haber verecek, kulüp de “Letter of Undertaking (LOU)” yoluyla gemiyi güvenceli hale getirmeye çalışacaktır.

Sonuçta yabancı bayraklı gemide çalışan bir gemi adamının iş kazası sonucu tazminat hakkı, sözleşmeye, gemi adamının iş tanımına, iş kazasının mahiyetine, geminin taşıdığı bayrağa, işverene/armatöre göre önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Özellikle yabancı bayraklı gemilerde, sözleşme hükümleri ve uluslararası uygulamalar tazminatın kapsamını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle her somut olayda, geminin bayrağı, iş sözleşmesi ve uygulanacak hukuk birlikte değerlendirilerek uzman bir deniz hukukçusu tarafından hukuki yol haritası belirlenmelidir.

Category

Tags

Comments are closed